21/2/2008 ·

        
     Bu sabah yine güneşle uyandırdın beni. Dal uçlarındaki uyanmaya hazır tomurcukları hayretle seyrettirdin. Kışın ortasında baharı yarattın. Yemyeşil çimenleri çayırları seyrettirdin. Uzayıp giden tarlaların ortasındaki ağaçların, o kurumuş dallarıyla dirilişini bekleyen dua dua, dal dal elleriyle Sana yükselişini, Sana yakarışını seyrettirdin. Bu seyrettirdiğin manzaralar ruhuma bir diriliş müjdesi sundu. Yatağımdan, kabrimden kalkar gibi kalktım bu sabah. İsrafil vari bir sesle uyandırdın beni. Bir uyanışın tohumunu ektin kalbime. Mademki ben Senin kulunum, Sen de benim Sevgilimsin, Rabbimsin. Bırakmıyorsun beni. Nice fırsatlar sunuyorsun bana her an? Bugünkü nasip ise benim fark ettiğim o fırsatlardan hangi bininden hangi birisi acaba?

Rahmansın ya, seviyorum , yarattıklarının hiçbirini ayırmadan ağacın yapraklarına olan sevgisi ancak Senin rahmetinin eseridir. Ne bilir güneşin ışığı benim gözümü? Ne bilir o ışığın ruhumda uyandıracağı sevgiyi? Kim bilir Senden başka? Zahir ve Batın olmayan, Evvel ve Ahir olmayan Senden başka kim bilir? Kim bilebilir ki Allah’ım? Hayretim Sa

 

                                       

Kainatta En Yüksek Hakikat İmandır... İmandan Sonra Namazdır.. Namazı Kılmayan Haindir... Hainin Hükmü Merduttur...!
 

Unutamayacağım Günlerdi Allah'ım

Ömrümüzün en güzel günleri evet ömür boyu arayacağımız özlemini çekeceğimiz günler onlar...dershane günleri.....ahiret hayatına hazırlığın Allah için sadece ve sadece O nun rızası için nefes aldığımız her anımız O nu düşünerek geçtiği ve O düşünmenin derin tefekkürlerin verdiği O muhteşem lezzet ve zevk....Aman Yarabbi ne günlerdi onlar...nasıl okumalardı....Geriye kalan hatırladıkça gözde kalan bir kaç damla yaş......En çok neyi özledin dense ilk aklıma gelecek şeydi dershane...Okumaya doyamadığım risaleyi yanımdan ayırmadığım yıllar....saatlerce yapılan mütelaalar.....ablalarla çay sohbetleri....tesbihatlar ...namazlar...birlikte açılan iftarlar....

 

Sabah ezanı sesiyle hep beraber kalkışımız......namaz için birbirimizi bekleyimiş aynı seccadeye baş koyuşumuz.....sabah namazı sonrası etraftaki sesizliği bozan gür sesle birllikte okuduğumuz tesbihatlar.....cevşen okurken uykuya dalmalar .....balkonun serin rüzgarı altında namaz dersimiz.........birlikte yapılan kahvaltılar....yemek ve temizlik sırası.....ve sonrası okuma okuma okuma,hiç durmadan bir an olsun dünyayı aileyi ve içtimayı hayatı düşünmeden sırf O nun düşünerek yapılan okumalar.....

Dershanenin herşeyi güzeldi yoğun misafiri,yorucu temizliği,tozu bile....Konuştur ruhumu ey… dersane…
Özlem’e de lutfet, aç kucağın’,
Her yanındaki mana; halisane,
Misale de sığmaz, köşe bucağın.

Dersanede kapı elmas, duvar altın’dan,
Üzerine bastığın halı kahraman.

Bir mana sendeki, aleme denk,
Bir duasın belki ezelden bize,
Sendeki bendir bana mehenk,
Belki şefaat Yâr’dan hepimize.

Dersanede masa zümrüt, rahle altın’dan
Dolabı, askısı, tülü kahraman

Durulur depreşmeler kalbim, huzurda
Bulanık aklım, sende; teyakkuzda
Vicdan harekette, ruhum şuurda
Koyma beni bana, erit havuzda

Dersanenin Kevser akar altından,
Ablası, kardeşi hepsi kahraman.
Unutamayacağım  günlerdi Allah ım ah dersanem...

 

 

 

Yorum (6) Yorum yaz!

14/2/2008 ·

                                           

 

SUAL: Kısa bir zamandaki küfre mukabil, hadsiz bir zaman Cehennem'de

 

hapis nasıl adâlet olur?

ELCEVAP: Sene, üçyüz altmışbeş gün hesabıyla, bir dakikada katl, yedi milyon sekiz yüz seksen dört bin dakika hapis iktizası kanun-u adâlet iken; bir dakika küfür, bin katl hükmünde olduğundan, yirmi sene ömrünü küfürle geçiren ve küfür ile ölen bir adam, kanun-u adâletle elli yedi trilyon ikiyüz bir milyar iki yüz milyon sene beşerin kanun-u adâletiyle hapse müstehak olur. Elbette خَالِدِينَ فِيهَا اَبَدًا adâlet-i İlahî ile vech-i muvafakatı bundan anlaşılıyor.

Birbirinden gâyet uzak iki adedin sırr-ı münasebeti şudur ki: Katl ve küfür, tahrib ve tecavüz olduğu için, gayre tesirat yapar. Bir dakikada katl, lâakal zâhirî âdete göre onbeş sene maktulün hayatını selbeder, onun yerine hapse girer. Bir dakika küfür, binbir Esmâ-i İlahîyi inkâr ve nukuşlarını tezyif ve kâinatın hukukuna tecavüz ve kemalâtını inkâr ve hadsiz delail-i vahdaniyeti tekzib ve şEhadetlerini reddetmek olduğundan.. kâfiri, binler seneden ziyade esfel-i safilîne atar, خَالِدِينَ de hapseder.


Lem'alar


ALLAH BaNa YeTeR, O Ne GüZeL VekiLDiR
 

 

 

- Dine zarar olmasın, ne olursa olsun?
C - İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir; göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar. Hem de, mağlûp biçare bir reise yahut müdahin memurlara veyahut mantıksız bir kısım zabitlere itimat edilirse ve dinin himayesi onlara bırakılırsa mı daha iyidir; yoksa efkâr-ı âmme-i milletin arkasındaki hissiyat-ı İslâmiyenin mâdeni olan, herkesin kalbindeki şefkat-i imâniye olan envâr-ı İlâhînin lemeâtının içtimalarından ve hamiyet-i İslâmiyenin şerârât-ı neyyirânesinin imtizacından hasıl olan amûd-u nuranînin ve o seyf-i elmasın hamiyetine bırakılırsa mı daha iyidir, siz muhakeme ediniz.
Evet, evet, neam, neam. Sivrisinek tantanasını kesse, balarısı demdemesini bozsa, sizin şevkiniz hiç bozulmasın, hiç teessüf etmeyiniz. Zira, kâinatı nağamatıyla raksa getiren hakaikin esrarını ihtizaza veren musika-i İlâhiye hiç durmuyor; mütemadiyen güm güm eder

münazarat
 
Şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür    sada İslam'ın sadası olacaktır!.."
 
 
 

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar ni'metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir. Biri: Zikir. Biri: Şükür. Biri: Fikir'dir. Başta "Bismillah" zikirdir. Âhirde "Elhamdülillah" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad-i Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derketmek fikirdir. Bir pâdşahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakikî'yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.


 

 

Yare Açik Yare Yare Açmaya Yare Ne Hacet
Feryadim Duyulur Asikare Dile Dökmeye Ne Hacet
Güllerim Döndü Hare Hare Küsmeye Ne Hacet
Dil Avare Dudak Bi Çare Parelenmeye Ne Hacet

 

 

Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam'dır ( AL-İ İMRAN 19)
Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim.(MAİDE-3)


 

 
 
Günün Hadisi :   
 
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
torunu Hasan´ı (veya Hüseyin´i) öpmüştü.
O sırada yanında çölde yaşayan bedevîlerden
Akra´ ibni Hâbis vardı:
Akra´,
"Benim on tane çocuğum var, ama hiç birini öpmedim" dedi.
Hz. Peygamber ona hayretle baktıktan sonra
şöyle buyurdu:

"Merhamet etmeyene merhamet olunmaz."


     

Merhum Hasan Feyzinin (Rahmetullahi aleyhi ebeden daima) Risalei Nur hakkındaki manzumesi

Huzur bulur bugün seninle alem,
Ey bu asırda rahmet-i alem Risale-i Nur!
Sürur bulur bugün seninle alem,
Ey bir rahmet-i alem Risale-i Nur!
Bu hasta gönüller çoktan perişan,
Varsa sende eğer Lokman'dan nişan,
Bir şifa sun,gel ey mahbub-u zişan,
Ey cilve-i rahmet-i alem Risale-i Nur!
Gelmezmi bu uzun hicenin?
Geçmez mi gamı bu yaslı gecenin?
Zari arttı,sabrı,bitti nicenin,
Ey cilve-i rahmet-i alem Risale-i Nur!
..........................

Dertlere dermansın,mahbub-u cansın,
Hem camiü'l-Esma ve'l Kur'ansın,
Hemde nur-u Hak'tan bize ihsansın,
Ey bir rahmet-i alem Risale-i Nur!
Bu alemde madde değil,bir özsün,
Her zerreden bakan bütün bir gözsün,
Kaintı hayran eden bütün bir yüzsün,
Ey misal-i rahmet-i alem Risale-i Nur!
...........................

Çünkü sensin bu asırda Rahmete'n-lilaleminin cilvesi,
Çünkü,sensin şimdi Şefiü'l-müznibinin varisi,
Ağısna ya gıyase'l-müstağisin bir duası,
Ey şule-i rahmet-i alem Risale-i Nur!
Şifa bulsun şimdi biraz yaramız,
Revaç bulsun geçmez olan paramız,
Saç nurunu,aka dönsün karamız,
Ey ziya-i rahmet-i alem Risale-i Nur!
........................


Kaldıramaz sana asla kimse el,
Bağlıyoruz bizler sana candan bel;
Dünyalara sensin ümit ve emel,
Ey ziyâ-i rahmet-i âlem Risâle-i Nur!
Zındıkaya, küfre karşı saldırdın,
Gönüllerden kederleri kaldırdın,
Bizi nûrun deryâsına daldırdın,
Ey bîçarelere rahmet-i âlem Risâle-i Nur!
.......................


Eyleyeler nûrun ile hep savlet,
Zaferlerle şanlar bulur bu millet,
Şarka, garba ziyâ salsın bu devlet,
Ey bizlere rahmet-i âlem Risâle-i Nur!
Nurdan kanadın, hem sağlam kolun var,
Nurdan senin Hakka giden yolun var,
Kabul et; bir kemter Feyzi kulun var,
Ey bu asırda rahmet-i âlem Risâle-i Nur!

 
 
 
Şu esâsata dikkat lâzımdır:

[1] Allah'a abd olana her şey müsahhardır. Olmayana her şey düşmandır.

[2] Her şey kader ile takdir edilmiştir. Kısmetine razı ol ki, rahat edesin.

[3] Mülk Allah'ındır. Sende emaneten duruyor. O emaneti ibka edip senin için muhafaza edecek. Sende kalırsa, meccanen zâil olur gider.

[4] Devam olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Sen zâilsin. Dünya da zâildir. Halkın dünyası da zâildir. Kâinatın şu şekl-i hazırı da zâildir. Bunlar saniye ve dakika ve saat ve gün gibi birbirini takiben zevale gidiyorlar.

[5] Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme
.
 

 

        

                Günün Hadisi:

                    Abdullah ibni Mes´ûd radıyallahu anh şöyle diyor:

        Birgün Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bir hasırın üzerinde yatıp uyumuştu;
uyandığında hasır vücudunun yan tarafında iz bırakmıştı. O sırada Hz.Ömer geldi ve,-Ey Allah´ın Elçisi!- dedi. -Daha yumuşak bir yatak üzerinde yatsan ne olur!- Bunun üzerine Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:

Benim dünya ile ne kadar ilgim var? Ben bu dünyada, çok sıcak bir günde yolculuk ederken bir ağacın altında azıcık dinlenen, sonra da oradan kalkıp giden bir yolcu gibiyim

 

 

 
 
 
 

Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki ::